*GÖLGEDEKI KİMLİKLER ve SÜRGÜN DEN SOYKIRIMA 21 MAYIS*
Tarih bilimi bizleri geçmiş hakkında bilgilendirirken yanı sıra kendimizi
geleceğe hazırlamamız için gerekli donanıma sahip olmamızı sağlar .Bizlerin
tabii ki bu bilimi bu amaçla değerlendirirken onun gerçeklikle bağlantısını
doğru olarak anlamak için farklı bakış açılarından da haberdar olmamız
zorunludur ,bunun en belirgin nedeni tarihi oluşturan etmenlerin bu oluşum
esnasında farklı hayat ve anlayış yapılarına sahip olabilmeleridir.Tarihi
yaşayanlar ,yorumlayanlar ve yazanlar olayları Politik-Etnik-Siyasi
nedenlerden dolayı farklı olarak aktarabilmektedirler,bilimin nesnel
gerçekliğe ulaşma hedefi ,bütün bu farklı yansıtma biçimlerini ele alıp
değerlendirerek olabildiğince objektif bir anlayışla Tarihi gerçeklerle
yüzleşmemizi sağlayarak ,bizlere yukarda bahsettiğimiz geleceğimizi
hazırlama görevimizde yardım etmektedir.
Diasporadaki Cerkesler, toplumsal tarihlerinde ki çalkantılı dönemin
etkileri ile bu dönem boyunca yazılı kültürün geliştirilememiş olmasının
bedelini, politik oyunlara ve stratejik müdahalelere açık örgütlenme
biçimlerinden öteye gidememe ile ödüyorlar.
SSCB nin kabuk değiştirme sürecine paralel olarak yaşanan ihtilaflı
dönemlerden sonra adım adım gelişen toplumsal duyarlılık , bu duyarlılığa
sahip kesimleri belli biçimlerde kendilerini ifade etmeye zorladı ,bu ifade
şekillerinden biride o döneme kadar sadece lokal bazda kalan ve henüz
toplumun geneline mal olamamış 21 Mayıs sürgün günü konusunun geniş
kesimlerce sahiplenilerek anma günü olarak hayata geçirilmesi oldu.Bu
hayata geçirme süreci aynı zamanda daha önceden Diasporadaki farklı
anlayışların bu konudaki" Sürgün?Göç ? Zorunlu göç ?"türündeki tezlerinin
yeniden hararetli bir şekilde tartışılmasına neden oldu ve büyük bir
kesimin sahiplenerek benimsediği Sürgün tanımının kullanılmasıyla belli bir
oranda bu konudaki tartışmalar durulmuştu.
Fakat bir kaç yıl önce Rusya Fed.Soci kentinde Organizasyonu
karalaştırılan Kıs olimpiyatlarına karsı başlatılan "Soci Olimpiyatlarına
hayır" kampanyasının da etkisiyle bu belirlemelere-tartışmalara sessiz
sedasız birde "Soykırım "konusu eklemlenmeye çalışılıyor. Bu çaba ve
etkinlikler bizleri ,yukarıda bahsettiğimiz ''politik oyunlar ve stratejik
müdahalelere alet olmamaya dikkat edilmeli'' yaklaşımımız nedeniyle ,
analitik bir değerlendirmeyle,bu çabaların altında ne olduğunun
anlaşılmasını sağlamaya mecbur bırakıyor.
Soykırım "Jenosid" tanımı Sosyal bilimler içerisinde yer alan belli
standartlara sahip ve yaptırımlara olanak sağlayan, uluslararası hukuk
tarafından garantiler altına alınmış bir statüye sahip bilimsel bir
tanımdır.Buna rağmen "Uluslararası Hukuk" gibi son derece muğlak ve belli
bir hiyerarşik yapının belirleyiciliğine ihtiyaç duyması bu tanımın bilimsel
yapısına zaman zaman gölge düşürebilmektedir ve bu gölgeler toplumsal
örnekleri ile ortadadır(Ruanda'da Tutsilere Yönelik Soykırım, Bosna/Srebrenitza
Soykırımı gibi)
Buna rağmen birçok kesimlerce mutabık kılınmış asgari belirlemeleri bu
tanıma belli bir altyapıda kazandırmıştır.
Jenosid (Soykırım) kavramının fikir babası Raphael Lemkin'dir. Polonya
doğumlu bir Yahudi olan Lemkin, Nazilerin elinden zor kurtularak ABD'ye
kaçmış, orda soykırım kavramını icat etmişti. Ona göre 'soykırım', kısaca
bir etnik veya dinsel azınlığın güçlü bir devlet veyahut fiili bir iktidar
tarafından sistematikmen yok edilmesini içerir. Genelde uzun bir dönem süren
kitlesel öldürme operasyonlarını kapsayan fakat sadece bunlardan ibaret
olmayıp, bir etnik veya dinsel grubun topyekûn tasfiyesine yönelik eylemler
de soykırım sayılmakta.
Bir soykırımın gerçekleşmesi kolay değildir, tarih deki meşhur örnekler
sayısı da 8 ilâ 10 arasındadır. Bir grup insanın uğradığı takibat sürecinin
veya katliamın 'soykırım' sıfaatını kazanması için birtakım koşulların ve
olguların olması gerekmektedir. Herşeyden önce aktörler genelde iki grup
olur: bir tarafta güçlü ve büyük bir devlet, öbür tarafta o devletin
topraklarında yaşayan güçsüz ve düzen dışında olmalı. Bu iki kutuplu
yaklaşım her zaman geçerli olmasa bile (örneğin Kızılderili soykırımında),
genel anlamda bu tablo geçerli oluyor. Yani yüz binlerce, genelde
milyonlarca insan söz konusu. Fakat soykırımın kriterleri nicel değil
niteldir, kaç kişinin öldürülmüş olması önemsizdir. Bahsi geçen
devlet-azınlık senaryosunda takibat ve zulmün artması sonucu, devleti teşkil
eden insanların azınlık sorununu çözmek için fiziksel imhayı seçmeleri
soykırıma denk düşmektedir
Bu nedenle BM 9 Aralık 1948 de Jenosidi tanımlamış ve imzalanmıştır
Sözleşmeci Taraflar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 11 Aralık 1946
tarihli ve 96(I) sayılı kararında soykırımın, Birleşmiş Milletlerin ruhuna
ve amaçlarına aykırı olan ve uygar dünya tarafından lanetlenen, uluslararası
hukuka göre bir suç olarak beyan edilmesini dikkate alarak, tarihin her
döneminde soykırımın insanlık için büyük kayıplar meydana getirdiğini kabul
ederek, insanlığı bu tür bir iğrenç musibetten kurtarmak için uluslararası
işbirliğinin gerekli olduğuna kanaat getirerek, aşağıdaki hükümlerde
anlaşmışlardır:
Madde 2
Milletlerin 1948 <http://tr.wikipedia.org/wiki/1948> tarihli Soykırımın
Önlenmesi ve Cezalandırılması
Sözleşmesi<http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1n_%C3%96nlenmesi_ve_Cezaland%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi&action=edit&redlink=1>'ne
göre bir eylemin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için, belirli bir
insan topluluğunun; milliyeti, ırkı, etnik kökeni veya dini dolayısıyla yok
edilmesi niyetinin bulunması gerekir.
a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar
verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı
hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek
Bu belirlemelerin ışığında Kafkas-Rus savaşları dönemini ele aldığımızda
ortaya çıkan sonuç bir soykırımdan çok sayıca güçlü bir orduya yüzyıllarca
direnmiş şanlı bir mücadele tarihine sahip bir halk ve bu halka karşı
savaşarak elde edemediği başarıları o halkın içindeki sözde önderlerin
sınıfsal çelişkilerini kullanarak elde etmiş ,bu halkların tepesinde
yıllarca Demoklesin kılıcı gibi sallanan bir Tiran yönetimi kuran Despot
Rus Çarlığının kanlı tarihidir.Bu savaşlara haksız ve kirli tanımları
konulabilir fakat Cerkesler hiçbir zaman kendilerine Soykırım uygulanmasına
müsaade etmediler hep karşı çıktılar direndiler ve savaştılar,nasılki Çarlık
rejiminin oluşumunda etkin görevler alarak o rejimin güçlenmesini
sağlamışlarsa aynı şekilde bu son dönem savaşlarlada çöküş sürecine katkı
sağlamışlar Ekim devrimine dolaylı olarak da katkıda bulunmuşlardır.Bütün
bunların bedellerini fazlasıyla ödeyerek o dönemdeki Osmanlı-Rus
anlaşmazlığının ve kendi elitlerinin bu anlaşmazlık içerisinde kendilerine
yer edinme isteklerinin bir sonucu olarak da önemli bir sayıda göç
ettirilerek anavatanlarından olmuşlardır.
Değerli büyüklerimizin canlı tanıklıklarıyla anlatılan hikayelerle de bu
konu içerisinde pek de tartışılmayan başka bir boyuta dikkat çekmek
isterim.
Padişahlık döneminin sona ermesi sonrasında Cumhuriyet yıllarının
başlangıcında Abhaz ve Adige beylerinin (Pshi-Work--Aah-Marsan, Amista)
Hendek- Düzce Kargalı köyü meydanında yaptığı meşhur bir toplantı
vardır.Beyler bu toplantıya yanlarında yaverleri ile gelirler ve yeni
kurulan rejimin içersinde kendilerine gereken ilginin gösterilmediğinden
yakınırlar ve artik Feodal dönemin sonunun geldiğinden bahsederek kendi
iktidarlarının nasıl sürdürüleceği konusunda fikirler
sunarlar,tartışmalardan sonra alınan karar Ürdün deki diğer Beylerle
yapılan İstişarelerin sonunda oradaki toplumsal yapının kendi İktidarlarını
sürdürmeye daha uygun olduğu ve toplumun toplu halde Ürdün'e göçünün
sağlanması yönünde çalışmalara başlanması yönündedir,toplantının bu karar
aşması esnasında Düzce'deki Adige köylerinden birinin Beyinin yaveri ortaya
çıkarak su sözleri sarfetmiştir"Benim gibi bu bencil feodallerin yanında
yaver olan arkadaşlarım bu beyler diye başımızda duran insanlar yüzünden
vatanimizi terk etmek zorunda kaldık çok acılar çektik ,halada çekiyoruz
simdi bu beyler bizi ,zar zor alıştığımız ancak bir nefes alabildiğimiz bu
topraklardan da ne olduğu belirsiz bir geleceğe sürüklemek istiyorlar
,şimdiye kadar çektiğimiz acılar ve yokluklar yetmiyormuş gibi bizlere yeni
acılar yaşatacaklar,sırf kendileri Basta durabilsinler diye bizlere bu
hainliği yapmalarına izin vermeyelim ,herkes kendi beyini devirsin ,buna
burada bir son verelim Hay Marja " daha sonrada kılıcına sarılır ve kendi
beyini sol omzundan ikiye biçer herkes kendi beyine karsı bir saldırıda
bulunur, bulunmayanlarda olur fakat oradaki toplantı tamamen panik halinde
dağılır ve feodal etkinliğin önemli bir kırılma noktası olarak tarihe geçer
,tabii yalnızca sözlü tarihe,yazılı tarihe değil.
Bugün bu soykırım söylemini kullanarak politik bir etkinlik de
bulunduklarını iddia eden yapılanmalar bu açılımın menzilini yeterince
görebiliyor mu acaba?
Bu söylemin bizatihi kendisin anavatandaki politik ilişkilere olumsuz yönde
bir etkisi olabileceğinin farkında değiller mi?orada canıyla başıyla
politik mücadele içerisinde olan insanlarımıza ne gibi bir katkı
sağlayabileceğini düşünüyorlar ? yada onları düşünüyorlar mı acaba ?
Cerkesler uzun yıllar boyunca savaşlar yaşamış ve yenilmiş bir halk olarak
yaşadığı travmaları vatanını terk etmek zorunda kalan ve terk eden
diasporası içerisinde de yansıtıyor ve bu travmanın kendisi maalesef
asimilasyonunda etkisiyle Bu onurlu toplumun kendi değerlerine ters düşecek
hareketlerde bulunmasını da beraberinde getiriyor,ünlü bir Abhaz
atasözü"İnsanları vatanlarından çıkarabilirsiniz ama İnsanların
kalplerinden vatanlarını çıkaramazsınız"der fakat günümüz post modern
dünyası nın tüketim kültürü ve dejenerasyonu maalesef o kalpleri çok
kirletti.Savaşmış ve yenilmiş bir halkın yaşadığı bu travmanın üstesinden
gelmesinin en pratik yolu bu bu baskın tüketim kültürüne karşı kendi
kimliğini sahiplenerek ve bu sahiplenmeyi her türlü sosyal etkinliğinde
yansıtarak yaşatarak mücadele etmektir.
Bizler anavatanımızı bırakmış olabiliriz kültürümüzü dilimizi unutmuş
olabiliriz fakat bizleri asıl yok edecek olan şahsiyetimizi ,bizi biz yapan
Kimliğimizi kaybetmek olacaktır, Kimliğimizin değerlerine sahip çıkarak
yaşatmak geleceğimizi hazırlamamızın en önemli koşuludur. Bu konuya çok iyi
denk düsen bir Kızılderili hikayesini burada yazmak isterim.
*Şef Mahko nun ırmak hikayesi ve Geronimo*
*Kızılderililer henüz gözyaşı yoluna revan olmamıştı o vakitler, binlerce
yıldır yaşadıkları topraklardan, kafileleler halinde dağlara sürülmelerinin
öncesindeydi.*
*Bir sabah daha kuşlar uyanmamışken,Şef Mahko kendi çadırından cıktı ve
torunlarının ücünüde uyandırdı tek tek,Şef Mahkonun zaman zaman" beyazların
etkisinde kalmış bunlar Şahsiyetlerini unutmuşlar"dediği 3 torunu da çok
geçmeden atlarını eyerlemiş köyün çıkışında onları bekleyen dedelerinin
yanına varmıştı.*
*Av bereketli geçmişti,torunlar eve dönmeyi beklerken av boyunca hiç
konuşmayan Şef Mahko "toparlanın" dedi," asıl yolculuk şimdi başlıyor".*
*Kuşluk vaktinde biri aksaçlı dört süvari dağları aşmış vadideki ırmağa
doğru yol almaktaydı,Şef Mahko Irmağa yaklaştıklarında atından indi. Şef
önde torunları arkada ırmağın kenarına vardılar,Apache Şefi Mahko saygıyla
ırmağın yanıbaşına çömeldi,iki elini de suya soktu ve ellerini suda tuttu
,bir süre sonra çıkardı,parmaklarından su damlayan iki elini de torunlarına
uzattı "ellerime bakin" dedi " ve ne gördüğünüzü söyleyin".*
*Torunların ücüde şaşkın şaşkın birbirine baktı.En büyüğü konuştu önce"bir
çift ıslak el"dedi.Şef Mahko başını ortanca torununa çevirdi,oda"buruşuk bir
çift el"dedi gülümsemesini gizlemeye çalışarak.Aldığı cevaplardan memnun
kalmayan Şef en küçük torununa döndü,"Bilge bir dedenin elleri "dedi en
küçükleri.Bir süre daha havada asılı kaldı Şef Mahko nun elleri Üç
torunununda gözlerini tek tek yokladı ve"ellerime iyice bakın ,söyleyin ne
görüyorsunuz "dedi.Üç torunun üçüde dedelerinin ellerine baktı bir süre boş
boş gözlerle, üçününde başı öne düştü sonra,ırmağın şırıltısını dinlediler
bir süre,sonra en küçükleri "dede" dedi "en iyisini sen bilirsin" bunun
üzerine Şef Mahko kızgın günesin altında tamamen kuruyan ellerini aşağıya
indirdi.*
*"Az önce ellerimde Irmak vardı "dedi Şef Mahko "AZ ÖNCE ELLERIMDE IRMAK
VARDI" diye tekrarladi"ama siz ırmağı değil ellerimi gördünüz ve ellerimdeki
ırmak kızgın günesin altında kurudu gitti,**işte Şahsiyette bu ırmak gibidir
bir defa içinden çıktınızmı bir daha sizi kimse görmez,görseler bile
varlığınız güneşin insafına kalmıştır".**Şef Mahko sözlerini bitirir
bitirmez Atına atlayıp yola koyuldu ve arkasına bile bakmadı,en küçük
torununa, o en sevdiği torununa bile.*
*Şef Mahko nun o en küçük torunu yıllar sonra Geronimo adıyla
tanınacaktı.Büyük savaşçı, o büyük APACHE savaşçısı Şef GERONIMO*
Bu öyküdeki Irmak metaforu bizler için anavatandır Şef Mahko nun
ellerindeki sular şu anda var olan ve Asimilasyona ve Tüketim kültürüyle
mücadele eden kimliğimizdir,Şef Mahko atalarımızın ruhu ve Aloysha-Xabze
miz,torunlar ise şu anda yok olmaya karşı mücadele edenlerdir.Kritik soru bu
mücadelenin neticesinde Geronimo'ların ortaya çıkıp çıkmayacağıdır,bunu
belirleyecek olan içinde bulunduğumuz bu tarihsel dönemde ortaya koyacağımız
politik perspektifler olacaktır.
AIKZE adına
Başkan
MERALAR BU KEZ KABARDEYLERİ AYAKLANDIRIYOR..
Kabardey-Balkar’da Balkar halkının yerel idare kanunuyla kaybettikleri meraları geri alma mücadelesi sürerken bu kez Kabardeyler, Balkarlar lehine Rusya Yüksek Mahkemesi’nden çıkan kararın uygulanmasıyla kendilerine ait tarihi topraklardan olacakları kaygısı yaşıyor.
Ajans Kafkas’a ulaşan bilgilere göre Kabardeyler, 2005’te çıkartılan yerel idare sınırlarının belirlenmesiyle ilgili 131 nolu federal kanunun uygulanmasıyla ilgili Balkarların itirazı üzerine Rusya Anayasa Mahkemesi’nin 3 Nisan 2007’de verdiği 171 nolu karar çerçevesinde yeni bir düzenleme yapılmamasını istedi.
Şubatta kongre var
Bu konuda Kabardey-Balkar Devlet Başkanı Arsen Kanokov, Parlamento Başkanı İ. B. Beçelov ve Birleşik Rusya Partisi parlamento grup başkanı B. H. Jerhov’a birer mektup yazan Kabardeyler, Balkarların istediği şekilde düzenlemeler yapılırsa Heymaşa ve Aursenth dahil Kabardeylere ait meraların ellerinden gideceğini savundu. Kabardeyler seslerini yüksek perdeden duyurmak için de şubatın ortalarında Kabardey Halk Kongresi toplama kararı aldıklarını duyurdu.
Kabardey-Balkar Adıge Khase Başkanı M. Hafıtse, Kabardey Kongresi Başkanı M. Haçetlov, Kabardey-Balkar Abhaz Gönüllüler Birliği Başkanı A. Bekşokov, Dünya Adıge Kardeşliği Başkanı Z. Şuhov, Ce Mak Başkanı G. Murzakanov, Çerkes Kongresi Kabardey-Balkar Başkanı R. Keşev, Çiftçi ve Kiracı Birliği Başkanı K. Kardanguşev ve Perıt Başkanı M. Utij’ın imzasıyla Kanokov ve Kabardey-Balkarlı vekillere gönderilen mektupta meralar meselesini Kremlin, Rusya hükümeti, Başsavcılık ve diğer federal organların gündemine taşıyan Balkar asıllı Duma üyesi M. Ç. Zalihanov'un başını çektiği gruba ağır eleştiriler yöneltildi.
Kabardey ağırlıklı yönetimi Balkar halkının haklarını gasp etmekle suçlayan Zalihanov ve destekçilerine ‘ayrılıkçı’ damgası vuran Kabardey örgütler özetle şu hususlara dikkat çekti:
- 131 Nolu federal kanunda yer alan 'Rusya Federasyonu’nda yerel idarelerin oluşturulması genel prensipleri' ve 171 nolu 03.04.20007 tarihli Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesi hükmünün ölçüleri ciddi şekilde ihlal edildi.
- Heymaşa ve Aursenth de dahil meralar ezeli olarak Kabardey halkının topraklarıdır. Aynı zamanda tüm dağlık meralar hem Rusya devrimine kadar, hem de Sovyet yıllarında tüm Kabardey-Balkar yerleşim yerlerinin ortak kullanımında idi.
- Bugün başlarında Duma üyesi M. Ç. Zalihanov'un bulunduğu Balkar ayrılıkçılar, defalarca Balkarya'nın Karaçay ile birleşeceğini veya Stavropol Kray'a gireceğini açıklıyor. Bundan dolayı onlar her şeyi, Balkarya'nın Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti ve Stavropol Kray sınırlarına girmesi için yapıyorlar. Mera arazilerinin az sayılı Balkar köylerine verilmesi onlara böyle bir imkan verecek.
- 17.12.08'de Kabardey-Balkar Parlamentosu’nda vekiller N. Boziyev, L. Fedçenko, H. Berdov, B. Jeruhov, R. Abazov, V. Sohov, Z. Apşev'in katıldığı bir görüşme yaptık. Meydana gelen durumun öğrenilmesi ve çıkış yollarının bulunması için sivil toplum temsilcileri, milletvekilleri, yönetim kurumları ile diyalog sağlanması için meralarla ilgili yasa tasarısını incelenmesinin bir süreliğine ertelenmesi konusunda anlaşmaya vardık. Ancak sosyo-politik olayların gelişim dinamiği, bizlerin size yeniden başvurmamızı gerektirdi. Milletvekili M. Ç. Zalihanov altında 45 Duma üyesinin imzası bulunan toprak meseleleri, 131 Nolu federal kanunun uygulanması, Rusya Yüksek Mahkemesi’nin hükmü ve milli meselelerle ilgili provoke edici bir mektubu Rusya Başsavcılığı, Rusya Yüksek Mahkemesi’ne gönderdi. Yüksek Mahkeme’nin 171 Nolu hükmü ve 131 nolu federal kanun kesinlikle yerine getirilmeli. Ancak bundan ayrılıkçıların bölgesel eleştirilerinin tatmin edilmesi gerektiği sonucu çıkmıyor.
Üstelik Kabardey-Balkar Parlamentosu’na getirilen ve ikinci, üçüncü oylamalarda acil olarak kabul edilen tasarılar Rusya Yüksek Mahkemesi hükmünün 3. maddesine aykırı. ‘Kabardey-Balkar'da belediye sınırları ve statüsü' kanunun (No 13, 27.02.2005) çıkarılması ve hazırlanmasında, bu kanunun değiştirilmesi konusunda sonradan çıkarılan yasa tasarılarında, 131 nolu federal kanun (Rusya Federasyonu’nda yerel idarelerin oluşturulması genel prensipleri) ile 171 Nolu Rusya Yüksek Mahkemesi hükmünün ölçüleri ciddi şekilde ihlal edildi.
- M. Ç. Zalihanov ve Balkar Halkı İhtiyarlar Heyeti, Rusya Yüksek Mahkemesi’nin hükmünün kabul edilişinde ortaya çıkan yasal karışıklığı kullanmak istiyor.
- Aşırılıkçılar şimdi Balkarya'ya (hukuki olarak var olmayan) büyük mera alanlarını dahil etmek istiyor. Bunu da daha sonra bu arazileri kendilerine ait ilan edebilmek için Balkar belediyelerine verilmesini sağlayarak elde etmek istiyor. Balkarya diye adlandırılan bölge böylece ülke halkının sadece yüzde 5-6'sının yaşayacağı ancak Kabardey-Balkar'ın yüzde 50-60'ını kapsayacak. Bilindiği üzere Balkarlar, şu anda Kabardeylerin etnik bölgeleri olan Nalçik'te, Kabardey ve Rus yerleşim yerlerinde yaşıyorlar. Ama bu ne Zalihanov'u ne de aşırılıkçıları mahcup etmiyor. O kadar cesurlar ki, açıkça Balkarya'yı sadece Balkarlar için, Kabardey-Balkar'ı ülkenin diğer geri kalan yurttaşları ve Balkarların yüzde 60'ı için talep ediyor. Buna izin verilebilir mi? Kabardey halkı hiçbir zaman etnik topraklarının yeniden ilhak edilmesini kabul etmez.
- Ortaya çıkan duruma bağlı olarak Duma Başkanı B. V. Grızlov ve Rusya Başsavcısı Y.Y. Çayka'ya yalan mesajları nedeniyle Zalihanov’un sorgulanması ve ortaya çıkan çıkmazdan çıkış konusunda somut teklifler içeren bir mesaj gönderdik.
- Durumu göz önünde bulundurarak Ssizden rica ediyoruz: 1. Duma'ya gönderdiğimiz mesajlarımız inceleninceye kadar belediye sınırlarıyla ilgili prosedür durdurulmalı.
2. 131 Nolu federal kanununun uygulanması konusunda uzlaştırmacı bir komisyon kurulmalı. 3. Baksan bölgesi içindeki Heymaşa merasının Elbrus bölgesine verilmesiyle ilgili hukuki bir değerlendirme yapılmalı.
Kabardeyler parlamenterlere gönderdikleri mektupta Kanokov’a gönderilenden farklı olarak vekillerden Balkarlar lehine düzenlemeler içeren Elbrus, Çerek ve Zolski bölgelerindeki meralarla ilgili kanun tasarılarının onaylanmaması talep edildi.
Nalçik/Ajans Kafkas
Çocuk dans ve şarkı topluluğu “Nef”in
kuruluşunun 5. yılı, Yınem (Инэм) beldesi kültür evinde düzenlenen bir akşam dinletisiyle/konseriyle kutlandı. |
|
|
|
|
.........
|
|
Akşam dinletisi dil, tarih, eğitim ve ulusal sorunlarla ilgilenenler için bir nostalji yerine geçti. ”Topluluğun dinletisi bizi bir araya getirdi ve bu bir aradalık, bizim için bir okul eğitimi işlevi yerine geçti” diyenlerle de karşılaştık.
Adige diyarının toprağı bitektir, Adige toprağında mutluluk ve şans el eledir, birliktedir. Adige kızları yeryüzünün en güzel kızları. Böylesine düşünceler içine dalmışken, çocuk topluluğu “Nef”, akşam dinletisini başlattı. Nurbıy Tığuj yönetimindeki orkestra değişik ulusal nağmeler eşliğinde salonu çınlatmaktaydı; ”Nef” Adigece şarkılar eşliğinde Adige danslarını sunmaya başlamıştı bile…
Tarihin sayfaları
“Nef”i izleyenlerin mutlu olmamaları olanaksızdı. Topluluğun çalışma yöntemini öğrenmek isteyen çok kişiyle de karşılaşıyorduk. Ünlü yazar İshak Meşbaş, Almanya’dan dönüş yapmış biliminsanımız Batıray Yedıc, milletvekilleri, hükümet görevlileri ve ünlü oyuncularımız/ sanatçılarımız konuklar arasındaydı.
Geriye bir dönüp geçmişe bir göz attığımızda, ”Nef”in, sunduğu ilk temsilinin hemen ardından, başarı çizgisini yakaladığını görürüz. “Adigey’in Minik Yıldızları” (Адыгеим ижъогъожъыехэр) adlı dans ve müzik yarışmasında “Nef”in “Gran-pri” ödülünü aldığını da görürüz. “Hakulaşe” (Хьакулащэ) dansı ile “Nef” orada birinciliği almıştı. Soydaşlarımızın en fazla bulunduğu ülke olan Türkiye’ye giden “Nef”, orada da dinletiler sundu ve akşam söyleşilerine katıldı. Topluluk, İsrail’in Adige beldesi Kfar-Kama ile Reyhaniye köyünde sunduğu dans ve şarkılarıyla İsrailli gençlerimizi de coşturmuştu.
Ürdün başkenti Amman’da sunulan dinleti de, oradaki genç soydaşlar açısından bir nostalji (гукъэк1ыжь) yerine geçti. ”Nef”in dinletisi, öğretmenler ve yaşlı Adigeler arasında da büyük bir ilgi uyandırmıştı.
2006 yılında Almanya’da üç kentte “Nef”in sunduğu akşam dinletileri, Almanya’daki Adigeler ve Adigey’den oraya gitmiş Adigeler arasında da kalıcı izler bıraktı. Devlet toplulukları olan “Nalmes” ve “Kabardinka” dışında Almanya’ya gitmiş olan ilk topluluğumuz da ”Nef” çocuk topluluğu oldu.
2007 yılında “Nef”in Karadeniz kıyısında –Shapsughlar arasında - sunduğu dinletiler de (konserler de) ulusal nostaljiyi yaşatma, Adigece’yi yeniden canlandırma ve gençler arası ilişkileri güçlendirme işlevi gördü. Topluluğun kardeş Kabardey-Balkarya’da da dinletiler sunduğu, şarkı ve danslarıyla ulusal duyarlığı geliştirdiği ve bütün bunların büyük bir önem taşımakta olduğu da gözler önündedir. Çocukları ağırlayan Adige aileleri, topluluk üyelerine atalarının yaşadığı Kafkasya dağlarını gezdirdiler, onları evlerinde konuk ettiler.
“Nef” in gardrobunda beş değişik giysi takımı var. Bir çocuk topluluğu için bu sayı oldukça fazla. Bu durum “Nef”in ulusal yarışmalar platformunda en başta gidenler arasında çoktan yer almış olduğunu, büyük bir başarı şansını da yakalamış olduğunu gösteriyor.
Muhdin Ç’ermıt (К1эрмыт Мухьдин), “Nef”e önderlik eden kişi.
“Nef” topluluğunu kuran kişi, ”Nef” adlı kurumun genel müdürü ve AC Parlamentosu-Khase’de milletvkili Ç’ermıt Muhdin’dir. Muhdin, yaptığı konuşmada, yönetimi kötülemek ve kendini övmek gibi bir şey söylemedi. O, komsomol (*) örgütünde ve partinin (**) Tahtamukay rayon komitesinde yıllarca çalışmış biri. Onun görev aldığı dönemde Adigece düzenlenmiş akşam toplantıları pek yapılmazdı. Adigece’yi gereksiz bir dil olarak değerlendiren pek çok kişi de vardı, ancak onların bu yanlış tutumunu eleştirip kınayan ve Adigece’ye dönüş yapılmasına önderlik eden kişi de Ç’ermıt Muhdin idi.
Tek kişi ne yapabilir ki? Böyle diyenleri çok duymuşsunuzdur ama Ç’ermıt Muhdin tek başına birçok şeyi başardı, onun bu başarılarını örnek alıyor ve onunla gurur duyuyoruz. Tek kişi, bazı durumlarda yüz kişiye bedel olabilir. Sözgelişi Sovyetler Birliği Kahramanı Hüseyin Andruhay (Андрыхъое Хъусен) da böyle biridir;Ukrayna’da düşmana (Alman birliklerine) karşı çarpışırken, bulunduğu tepeden doğrularak meydan okudu ve ölümüne bir kahramanlık örneği sergiledi. Ç’ermıt Muhdin’i onunla eşleştirmek istersek, Muhdin’nin barışçı çalışmalarıyla, Adigey nüfusu içinden ışıldamakta olduğunu görüyoruz, onunla ulusumuz ve cumhuriyetimiz adına gurur duyuyoruz.
Sevgi, karşılıklı olur
AC Kültür Bakanlığı şube Müdürü Svetlana Şhalaho, Adigey Parlamentosu-Khase adına Federasyon Konseyi’nde bulunan Aslan Haşır, Yınem beldesi (poselok) Başkanı Hızır Hotko, Yınem beldesi Belediye Meclisi Başkanı Asker Neğoy, sivil cumhuriyet hareketi Adige Khase Başkanı Arambıy Hapay, AC Gençlik Yardımlaşma Örgütü “Gufes” Başkanı Memet Yedıc ve daha başkaları da “Nef” dinletisi boyunca birer konuşma yaptılar. Konuşmacılar, topluluğu kutlamakla yetinmediler, önde duran sorunların aşılması gereğine de değindiler.
İsrail’den dönüş yapmış olan Nepsev Nihad’ın dediği gibi, Adige toprağını koruyan anayurttaki şimdiki soydaşlar olmasaydı, 55 dış ülkeye dağılmış olan Adigeler ABD, İspanya ve Fransa gibi ülkelerde nasıl yaşayacaklarını düşünmek durumuna düşmüş olacaklardı.
Adige toprağı yaşıyor, canlı. Adige Ulusu vaktiyle büyük nüfuslu büyük bir ulus idi anayurdunda, şimdi de tarihi toprağında yaşıyor, yarınlarımız daha da güzel olacak, dedi.
“Nef” dansçılarını çalıştıran eğitimciler Yınuh Enver (Иныхъу Инвер), Staş’u Safiyet (Ст1ашъу Сафыет), topluluk oyuncuları Mezıvjeko Aslan (Мэзыужьэкъо Фслъан), Şövmız Aminet (Шъоумыз Аминэт), Hareho Aslan (Хьэрэхъо Аслъан), dinletiyi izleyenler Navırze Oksana (Наурзэ Оксанэ), Nehay Mıuminet (Нэхэе МыIуминэт), Ç’ermıt Hariyet (КIэрмыт Хъарыет) ve daha başkalarının izlenimlerini önümüzdeki günlerde “Adige Mak” (Адыгэ макъ) sayfalarından sizlere sunacağız.
“Nef”in bir meşe kor ateşi gibi insanları ısıtmaya devam etmesini, ateşinin asla sönmemesini, bir yıldız kümesi gibi karşımızda ışıldayıp durmasını diliyoruz. Devlet desteği olmaksızın, bir başına, Ç’ermıt Muhdin’in önceliğinde bütün bir dünyada ünlenmeyi başarmış olduğu gibi, ”Nef”in bu başarılarını bundan sonrası için de kesintisiz sürdüreceğine inanıyoruz. Hepimiz ”Nef” gibi başarılı topluluklarımızın çoğalmasını diliyoruz. Varol “Nef”, varolun ona önderlik edenler.
(*) Komsomol-Kömünist parti gençlik örgütü. -HCY
(**) Parti- O zamanki Komünist parti. -HCY
|
Kültür Festivali Maykop Ekim 2008
30 Agustos 2008 Tarihinde, Jancate Aykut, Siquaq, Adiyef ,Janet (Gesang), Psiblan Murat (Akkordeon) ,Dr. Ehsan Saleh (Avrupa Cerkes Kültür Dernekleri Federasyonu Baskani) ve Esi Dr. Dorothe Saleh den olusan GUGHE heyeti Frankfurt`tan Krasnodar`a 4 saatlik bir ucustan sonra ulastilar. Heyetteki genc Sanatcilar oldukca heyecanliydilar.
Havaalaninda, Devlet Dansgrubu NALMES´in Sefi, Gazeteciler ve Televizyon ekibi tarafindan Ciceklerle karsilandilar. Ilk cekimlerden sonra Otobüsle Maikoptaki Maikop Otele gidildi. Bu arada Aykut un Bavulunun Frankfurtta kaldigi anlasildi.
Maikopta kalindigi müddetce Gruba, Taissa tarafindan bilgiler verildi. Diger günlerde Festival icin hazirliklar olaganca hiziyla sürdü. Mikrofon ve ses konusunda büyük sorunlar yasandi.
Kültür Festivali 3 Ekim günü, Filarmoni salonunda tüm Misafirlerin selamlanmasiyla büyük bir coskuyla basladi.
Aksam, Dans grubu NALMES ve Devlet korosu ISLAME birlikte gösterilerini sundular.
Gruplar gece boyunca, mükemmel sesleriyle hareketli sarkilariyla ve Danslariyla renkli, hizli ve harikulade gösteriler sundular.
Sausrukanin atesini calan kötülere karsi Nartlarin savasinin sunuldugu gösteride, Danscilarin olaganüstü dövüs sahnelerinde kiliclarinin birbirine vurmasindan cikan kivilcimlar, ve sunduklari hareketler sanki gercekten yasiyorlarmis gibi sahnelemeleri görülmeye degerdi.
Sausruka; Atesin kötülerden alinipta kendisine iade edilmesinden dolayi güzel bir Kafeyle tesekkür etti.
Bitimde, herkesin serbest olarak katilabilecegi güzel bir ADIGE Cegu yapildi. Burdada , seyirciler arasindada cok iyi oyuncularin oldugu görüldü.
Ertesi gün bizlere Maikoptaki Ulusal Müzede sergilenen ve Maykop civarinda cikarilan Antik sergi gezdirildi. Altin takilar, Elbiseler, günlük hayatta kullanilan kap kacak, At süsleri bunlardan bazilariydi. Bunun yaninda bircok Sanatcinin, Cerkes Motiflerinden olusan el yapimi, kumas Kagit ve tahta üzerine yapilmis Resimlerde sergilenmekteydi.
Kültürel gezintiden sonra Filarmoni salonunda Katilimci Gruplar, Yarismada eserlerini sunmak üzere toplandilar.
Ürdünden, Türkiyeden, Almanyadan, Cerkes Karacaydan, Adige nin degisik bölgelerinden ve Kabardey Balkardan Temsilciler Hünerlöerini sergilemek üzere toplanmislardi.
Tüm Sanatcilar Cerkesce Müzikleri, Akordeonla veya kendi yaptiklari Müzik aletleriyle sundular. Elbiselerin cogu Elde yapilmis gösterisli idi. Gece boyunca Dans edildi Sarkilar söylendi.
Almanyadan yarismaya katilan „Grup Gughe“ sahneye son cikan gruplardandi, ve eserini basariyla sergiledi. Grubun üc genc bayan üyesi Beyaz zemin üzerine Mavi renkte Cerkes motifleriyle süslenmis bir Elbiseyle sahne aldilar. Erkekler ise Siyah rengi tercih etmislerdi.
Murat Akordiyonuyla ve üc Bayanin esliginde Aykut, Sarkilariyla gösteriye basladilar. Daha sonra Tek olarak sarkilar söylendi ve Dans edildi. Salondakilerin, sunulan eserlere tempo tutuslari ve icten gelen coskuyla alkislamalar görülmege degerdi.
Bu coskuyu görmek gercekten harika bir duyguydu. Ödül olarak, Seyircilerin bu sevgisi bile yeterliydi.
Sayin Dr. Saleh, Evsahipligi yapanlara gösterdikleri olaganüstü ilgi ve coskudan dolayi Diyasporadakiler adina tesekkürlerini sundu. Özellikle, Her gösteride biraz daha büyüyen „Nalmes“ grubunun olaganüstü gelisiminde pay sahibi olan Oyunculara vede Calistiricilarina sunduklari aktif gösterilerden dolayi tebrik ve tesekkürlerini sundu. Hediyelesmeden sonra bitimde yemege gecildi. Burda Cerkes adetleri geregi katilimcilara Thamade tarafindan söz verildi.
En nihayetinde gece güzel bir Adege Cegu ile noktalandi.
Çerkezler geleneklerini korumaya çalışıyor
18 Temmuz'un haberi
Almanya'da Türkiye'den gelmiş farklı halk toplulukları yaşıyor. Bir komşumuz Laz iken bir diğeri Kürt olabiliyor ve hemen her topluluk da gelenek ve göreneklerini Almanya'da da sürdürmeye calışıyor. Çerkezler de hem Türkiye'de hem de burada, müzikleri ile, mutfakları ile, bu kültür mozaiğinin bir parçası. Ama Çerkez gelenekleri bunlarla sınırlı değil. Ayhan Özgül araştırdı.
Jancat Aykut ile yapılan radyo proğramı:
KARŞILAMA
Maykop festivaline giden Avrupa Çerkes Kültür Dernekleri Federasyonu
başkanı Dr.İhsan Saleh, değerli eşi ve Guğe müzik grubu gece bir
sıralarında Krasnador Havaalanına ulaştılar.
Adıge parlementlerinden Cermit Muhıdın, kültür bölüm başkanı Şhalağo
Svetlana, Devlet Akademisi Folklor başkanı Kule Mıhamed, halk artisti
Zubail Halim, Adıge Xase yöneticilerinden Ğode Adnan, Gazteciler ve
Ğodekoye sakinlerinden Wucuhlerin önde gelenler taraflarca kalabalık
kitle tarafından karşılandılar.

Nef grubunun sunuculuğunu Almanyada yapan TV. gaztecisi Dheş
Swetlane'nin selamlama anındaki görüntüler.
Maykop ' ta Kutlamalar
31.7.08 de çeşitli halkların katıldığı, ''Anavatana dönüş'' kutlama günü Maykop'ta düzenlendi.
1989 dan itibaren her yıl kutlanması karara bağlanan ''Anavatana Dönüş'' bu yılda büyük bir kitle
ve coşkuyla kutlandı.
İlgili temsilçilerin iştirak ettiği görkemli kutlama gününde,dönenler adına söz alan Aydar Yahya;
Diasporadan dönenlerin sayı ve yaşamları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Dönüş neden sorun-
lu, Anavatana sağlayacağı faydaları sıraladı. Kontenjandeki sorunlar, 2009 yılına ait kontenjanların
yükseltilmesinin gerekliliğini söyledi.
Komite başkanı Batık'o Aslan diasporadaki Çerkeslerle olan gelişmeleri anlattı. Mefehable'deki
evlerin yapımı, yeni yapılacak evler ve gelişmeleri anlattı. Kump'ıl Murat iş olanakları nasıl sağla-
nacağı konusunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı T.Aslan var olan sorunların önçelikle ele alınacağını, her zaman için de önçelikle
çözümlendirilmesi gerek olduğunu ve yapacaklarını söyledi. Adıgey Meclisbaşkan yardımcısı
Sapıy Wyaceslaw parlementerler adına yaptığı konuşmada ; Bu günlerin sevindiriçi olduğunu,
her geçen gün daha iyi olacağını, bu halk adına sevindiğini samimi duygularıyla belirtti.
Фэсыжьапщи ( Fesıjapşiy ) başkanı Dr. Meşfeş'u Nejdet resmileştirilen üç gün olduğunu, bu
günleri: Rus- Kafkas savaşı anma günü, Anadil günü, Anavatana dönüş günü olarak sıraladıktan
sonra, anadilin önemini belirterek herkesin bu konuda özen göstermesi gerektiğini, helehele
Anavatan dışında olanların bu konuda daha sorumlu, daha bilinçli davranmaları gerektiğinin altını
çizdi.Bu bağlamda Adıgey hükümetinin yardımlarından dolayı teşekürlerini iletti.
Son olarak bu konularla ilgili çalışmalarda başarı sağlayanlara ödünler ve başarı belgesi verildi.
Huaj E.
01 Ağustos 2008 de Dönüş Bayramımızı kutladık. Bildiğiniz gibi bugün adıghe
dünyasını birbirine bağlayan, üç günümüz var. 21 Mayıs anma günü. Adıghece
шыгъо-ш1эжь маф diyoruz. ulusal yas ve anma günü. Ancak ş'ejin bir anlamı da
bilinç. Yani ulusal yas ve bilinçlenme günüü olarak da okuyabilir
algılayabiliriz. Algılamamız da gerekir diye düşünüyorum.
14 Mart Adıghe Dili Bayramı. Dilin önemini vurgulamak Dilimizle coşmak,
unutanların sayısını azaltıp öğrenenlerin, yeniden öğrenenlerin sayısını
arttırmak..
Dilsiz ulusun ölü olduğu bilinci ile var olma mücadelesinin her aşamasına
katkıda bulunmak.
01 Ağustos Dönüş Bayramı. Dirilişin Bayramı. Var olduğumuzun var
olacağımızın coşkusunun paylaşıdığı gün..
İşte geride bıraktığımız 01 Ağustos Bu bayramımızın 10. yılı idi. ve bu
bayramda alanı dolduran yetkililer, her halktan insanlar adına şu bildiri
okundu:
Necdet Hatam
Kaberdey - Balkar Cumhuriyeti Ekenomi Bakan yardımcısı bayan
Gunjafe Mary ile Berlinde görüşme
Rusya Federasyonu ve Almanya arasında Menejer yetiştirmek üzere
yapılan çalışmalara bağlı olarak,İNWENT ( Internationale Weiterbildung und
Entwicklung GmbH) şirketinin davetlisi olarak Rusya Federasyonunun farklı
Cumhuriyetlerinden oluşan 15 kişilik bir delegasyon 08.06.08 Pazar günü
Almanyaya geldi.
Delegasyonu oluşturan 15 kişiden biri Kaberdey-Balkar
Cumhuriyeti Ekenomi bakan yardımcısı bayan Gunjafe Mary (Гунжафlэ Мери) idi.

Pazar akşamı, federasyonumuzun başkanyardımcısı sayın Vehbi Kovulmaz
bayan Gunjafe Mary ile görüştü.
Görüşmede karşılıklı bilgi alışverişi yapıldı ve gelecekte
birlikte yapılabilecekler konuşuldu.

10.06.08 Salı günü bayan Gunjafe Mary yemeğe davet edildi.
Bize ayırdığı altı saatlik süreç içerisinde kendisine sorular soruldu,
yanıtlar alındı, kendisinin soruları yanıtlandı,karşılıklı bilgi alışverişi ve hoş sohbet edildi.
Görüşmemizden son derece memnun kaldığını ifade eden bayanGunjafe Mary
bundan sonra ilişkimizin devam edeceği sözünü verdi.




Bayan Gunjafe Mary Çarşamba sabahı Düsseldorfa geçti. Düsseldorfda
da üç gün kalacaklarını ifade etti.
Bayan Gunjafe Marye, programlarından zaman ayırıp bizlerle
yapmış olduğu samimi görüşmelerinden dolayı sonsuz
teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz.
Çerkes Folklor Grubu NEF


"NEF" Folklor grubu Avrupa Çerkes Kültür Dernekleri Federasyonunun davetlisi olarak
20.03-31.03.08 tarihleri arasında Almanyada bulundu.
Berlin, Köln, Münih'de izleyicilerine eşi olmayan anlamlı gösteri, şarkı, Nart destanlarından
türküler, ezgiler ve Adiğey'in Şairlerinden şiirler sundular. İsveç, Avusturya, Fransa, Hollanda
gibi ülkelerden ve Almanya'nın değişik şehirlerinden izleyicileri ile buluştu.
Evlerde misafir edilmeleri her nekadar dilsel olarak zor olsada, gönülden gönüle giden
duygular onları birbirlerine yakınlaştırdı. Özlem ve gönül bağları dil oldu, söz oldu.....
Dile kolay 150 senenin üzerinde asimile edilen diaspora Çerkeslerinin o güzel duygularını
tanımlamak, ancak yaşamakla anlaşılır. Bu halkı bu hale getiren, dilini yok eden inkarcılar utansın.
Asimileye inat gönül bağları kuruldu, bu bağ dil olacak, söz olacak.
Ki o veda göz yaşları bu günün çocukları ve gençlerine yarının büyükleri olarak onların zafer habercisi olan gün olacak. "NEF" sadece gönüllerde değil geleceğe iz bıraktı.
Bulunduğumuz ülkede uygulanan resmi ideoloji, hakim olan halkın diğer farklı halklara baskı uygulayarak, onları hakim olan halkın gelişmesine amade ederken, kendi öz değerlerini (ulusal bilinçlenme, kültürel, dilsel v.s bazında) alarak kendine ait eder. Bunu kimi zaman şiddet, kimi zaman ekonomi, kimi zaman psikolojik yapıyla başarır.
Türkiyedeki Çerkesler en çok resmi ideolojinin kıskacında kalanlardan biri. Kesintiler olmasına karşın, her zaman kültürel dernekler kurmalarına rağmen ne yazık ki nitelikli bir yapı oluşturulamadı. Özde olmayan yapılanma asimileye karşı etkili olamadığı gibi asimileyi hızlandırdı.
Bünyesinde oluşturduğu yalınlaştırılmış folklor kısır bir döngüde bırakılarak sunuldu. Resmi ideolojide zaten bunu istiyordu. Öyleki Folklor diye bilinen ekip ritme uygun vücüt hareketleriyle ve jestlerle anlatılan biçimin ötesine gidemedi. Bu tarzdaki çalışmalar asimileden koruyamadığı gibi resmi ideolojinin işinide kolaylaştırdı. Çerkes gençlerinin yalınlaştırılmış uğraşı konusu oluşturuldu, coğunu özünden aldı.
Oysa Folklor halk bilimidir insan odaklı, toplumsaldır. Yaşam biçiminden, sanata, estetiğe ve düşünceye kadar özellikler taşır. Yani bir kaynaktır evrensel zenginliktir, halkları birbirine yaklaştırır. Bu bağlamda Folklor gerçek anlamda demokratik kültürün gelisşmesinde büyük önem taşır. Bir arada yaşıyan halkların kardeşliğini pekiştirir.
Adiğey'den gelen 8 - 17 yaş arasındakı çocuk ve gençlerden oluşan Folklor "NEF" özlenen özlemi sergiledi, ezberi bozdu. Çocuk yaşlarında olmalarına karşın bir misyon üstlendiler dersek yanlış olmaz sanırım. Adiğey'in şairlerinden her birinin en az üçer, dörder şiir bilmelerinin yanısıra, şairlerin biyografilerini tanımaları ayrı bir önem daha kazandırmakta. Hele de şiir okuyanların arasısdaki Nigoyew Irina isimli Ermeni güzel kız, güzel Çerkescesi ile okuduğu şiir hepimize örnek olmuştur sanırım. Çerkes halkına saygılı olduğu kadar kendi halkına da saygılı. Okuduğu şiir de işlenen tema halklar arasındaki empati, bir ağacın kökleri gibi toprağa bağlanarak gövdeyi oluşturması, bir Çınar misali köklü ve ebedi.
Aynı tarzda "Çerkes evi ve Güzel Konuş" şiirleri; saygınlıgı, sevgiyi içeren bu halkın olmazsa olmazı olduğunu vurgulaması, yapılanmanın insanlık açısından temel taşını oluşturduğunu öğretir. Bu görüşlerle beslenerek yetişen gençlerin yarınlara sağlayacağı insani değerlerin ürünlerini bu günlerden itibaren görmek zor olmamalı.
"SERMAFE" halk ezgisi anonim. Çok eskilere dayanmakta, Kafkasya'nın her taraftan saldırıldığı, insanların zorla, aynı şekilde Yistanbul cennettir diye ülkelerinden alındıklarının ezgisidir. Son satırında "Kalanların şansı hepsini yenecek" diye biten ezgiyi okuyan Yeldar Aydemir oyunuyla okuyuşu görülmeğe değerdi. Kocaman sahneyi yalnız başına doldurdu.
Kusoko Sima halk türkülerinin yanısıra modern türküleri ile hem coştu hem coşturdu. Kendisini görmemiştik ama o güzel sesini çoktan duymuştuk. Güzel ses sınır tanımaz dedikleri doğru değilmi? Halkımızın dostu Dr. Tessa Hoffman hayranlıgını gizlemedi. Bu sesi yine duymak isteriz kanımca, nefesin bol olsun.
Diline hakim olan kişinin hüneri, vurguları, kelimelerin söyleyinişi, sunuşu kim yapabilir, sorunun yanıtı ancak Teshe Nefin olur." Sunucunun gösteriye katkısı özü oluşturur" denilen bu olmalı, bizler için yeni fakat o renkliliği, özü anlamayan olabilirmi? Kendine yakışan edasıyla gezilernde ki soruları, tarihi bilgisinin derinliği, TV çekimdeki anlatımı gurur verici. Bu dille her şey anlatılıyor. Olsaydı okulumuz, universitelerimiz diasporada yapabilirmiydik acaba? diye düşündüm, yanıtım hayır oldu.
Stash Safyat, Yunukh Inver; Sizlersiz bu güzelim oyunları sergilemek mümkünmü? Halk bilimini,yaşamını ,sanatı tüm özelliğini kendi özünde yorumlayarak sahnelemek büyük bir emeğin, bilginin ürünü. Helede kimi halkların bizim malımız diye sahiplenmeleri düşünüldüğünde işinizin ne kadar zor olduğu dahada iyi anlaşılıyor. Bu zorluk ancak emek ve bilgi ile aşılınıyor. Emeğinizi halkımız unutmayacak. Akordeon ve Bereban ile üç saat boyunca her saniye ter dökenler, sizlersiz olmayacağını bilmeyen olabilirmi? Her tuş, her vuruş bir anlam ise binlerce anlamın sahipleri sizlersiniz, var olun.
On gün boyunca görüntü alan kamaraman ve Sapsıg bölgesinin gaztecisi Nibo Anzor; olumlu, olumsuz yanlarıyla belgelediğiniz görsel ve yazımsal belgeler Almanyaya ve Avrupaya iş gücü olarak gelen insanlar ve onların ikinci ve üçüncü nesilleri. Hangi şartlarda ve konumda olursa olsun göçün felaket olduğunu gözlemlediniz. Hz. Muhammed de GÖÇ felaket der. Bizler böyle felakete asırlar önce uğradık. Yazılarınızı vatandaşlarımıza ibretle ulaştıracağınıza inanıyoruz.
2003 de hayata geçirilen "NEF" bu güne kadar 300 çocuk ve genç yetiştirdi. Rusya Fedarasyonunun değişik şehirlerinde, Türkiye, Suriye, Ürdün, Israil ve Almanyada bulundular. Yarişmalarda ödüller almışlar. En önemlisi üstlendikleri Misyon. Oda şu: Tüm dunyaya Çerkes halkını tamamen Foklorik anlamında tanıtmak. Bizler için daha bir önem taşıması, gittikleri yerlerde Çerkes ailelerinde konaklamaları. Böylece gençler arasında bağlantıları oluşturmak, akrabaları ile ilişkilerini sağlamak, Anavatana gidecek gençlere zemin hazırlamak. Her nekadar dilsel sorun oldu isede o duygular bir birlerini anlamaya yetti. Hiç bir dil Çerkescenin önüne geçemedi. Anadilini bilmeyenler anne ve babalarını sorumlu tuttular. Bazıları gelenlerle dialog kurabilmeleri için lazım olacak güncel kelimeleri, cümleleri ezberlemeye gayret gösterdiler. Edindiğim izlenim, aldığım duyumlar aynı. Bu halkın asimilesi sadece bulunduğumuz ülkelerin yöneticileri değil kendi öz benliğine değer vermeyen bizleriz.
Cermit Mugdin örnek alınması gereken insanlardan bir tanesi. Bugüne kadar 300 genci yetiştirmek, onun maddi manevi yükünü taşımak herkesin yapabileceği olay değil. Maddiyetinin neye mal oldugunu iyi bilen biri olarak abartılı bulunacağı dolayısıyla yazmak istemedim, kendiside hiç de razı olmadi. Ama diğer yönüyle ele alındığında değeri ölçülemez bir gençlik yetiştirdiği anlaşılmakta. Elindeki Zülfikar iki tarafliı keskin. Tüm Çerkeslere örnek bir davranış, her Çerkes derneğinin ilke edinmesi çözüm oluşturur. Ancak gençlerin bilinçlerine katkı sağlanarak halk bilinci verilebilinir. Bu bağlamda değerli Mugdin'in izlediği yol NEF tir. Elbette o gençlerin anne ve babalarını tebrik ederek fedakarlıklarının taktirle karşılandığı iletilmeli. Her nerede olursa olsun NEF aracılığıyla gelişen olumlu olaylarda sizler en büyük paya sahipsiniz. Emeğinize, bilincinize saygımız sonsuzdur. Minnetdarız, var olun.
erguen.huaj@web.de
Resimler: Berlin/CK
BİRİNCİ ÇERKES DİLİ KONFERANSI

Amman Çerkes Yardımlaşma Derneği ile Amman Rusya Federasyonu Kültür ve Bilim Merkezinin birlikte organize ettikleri "Birinci Uluslararası Çerkes Dili Konferansı" 7-8 Temmuz 2008 de Ürdün-Amman'da yapılacaktır.
Anavatanda'ki üç Çerkes Cumhuriyetin ve diasporadaki dilbilim uzmanlarınca gerçekleştirileçektir.
Çerkes diasporasında Çerkes dilinin kullanımını,yöntemlerini, kültürün taşıyıcısı dili genç nesillere ulaştırmanın yöntemleri üzeride çözümler aranacaktır.
Çerkes halkı için çok yararlı olacağı gibi tarihi bir gün olarak nitelendiriyoruz.
Köln Çerkes Kültür Derneği Türkshow´da

15.06.08 Pazar günü saat 18.15´de Köln Çerkes Kültür Derneği Türkshow´da "Bizim Eller" programında. Şarkılar, danslar eşliğinde Çerkes Kültürü tanıtılacaktır.
Köln ve yakın çevresinde oturan Çerkesleri stüdyoya seyirci olarak bekleriz.
Adress:
Türkshow
Waltherstrasse 49-51
51069 Köln/ Dellbrück
Çanak antenden seyretmek isteyenler için:
Frequenz: 11996
Pol. : V
Symb. : 26000
Türksat 1C 42°O
Köln Çerkes Kültür Derneği
Şenay Kanşat
KÖLN'DE 21 MAYİS

Almanya Çerkes Kültür Dernekler Federasyon'un üye derneği "Köln Çerkes Kültür Derneğin'de" 21 Mayis anıldi.
Günün tarihsel önemi, sürgün günlerinde ve sonrasında yaşanan trajedi olaylar resimlerle anlatıldı.
Osmanlı'nın iskan politikası, yerleşim alanların Balkanlardan tüm Arap topraklarına kadar olması, Çerkeslerin dıasporada ulus olma bilincinden uzaklaştırdığını, asimilenin böylece hız kazandığı örneklerle anlatıldı. Sürgün ve yok oluşu içeren Şiirler okundu.
İkinci bölüm açık oturum şeklinde yürütüldü. Tüm katılımcıların aktif söz aldıkları, görüş belirlemeleri günün önemini dahada yükselti.
En çok üzerinde durulan konu yine tarih ve sürgün öncesi Çerkeslerin Osmanlı Imparatorluğun'daki konumları oldu. Buna bağlı olarak; 13.yy başlarından itibaren Osmanlıya gelerek nufuz sahibi olmuş, genellikle askeri alanlarda isim yapmış kişilerin, göç ve 1864 sürgününde ne gibi etkileri olmuş?
Cumhuriyet döneminden itibaren diasporadaki Çerkesler asimileye karşı yeterli ve etkili çalismalar yapabilmişlermidir, yoksa bulunduklari ülkelerin devlet politikalarına göremi hareket ettiler?
Bugün Çerkes halkının konumu nasıl? Bulunduğumuz Almanya'da hangi kültürün ve dilin etkisindeyiz? Çerkesce dili ve kültürünü son sırada şeklinde söylenebilinirmi?
Türkiye'de Çerkes denildiğinde; "Çerkes Kızı, Çerkes Tavuğu, Hain Çerkes Etem" üçleminin anlaşılması, "Çerkeslerin ele ayağa gelecek taleplerin olmadığına örnektir" şeklindeki açiklamalar ve sorular gelecek günlerde daha fazla olacağa benziyor.
A. Sahin
YENi YÖNETiM

Avrupa Çerkes Kültür Dernekleri
Fedarsayonu yeni yönetim kurulunu 19.01.2008 tarihinde Köln de seçti. Federasyonumuz yeni yapılanma çerçevesinde Genelsekreter e bağlı yeni çalışma grupları oluşturulmuştur. Eski ve yeni Federasyon başkanımız zor ama başarılı bir seneyi geride bıraktığımızı vurgulamıştır. Eski yönetimin (Dr. Ehsan Saleh, Ömer Faruk Tamzok ve Turhan Nugay) yaptığı başarlı çalışmalar devam edecek ve yeni yapılanma ile dahada genişletilecektir.
Yeni yönetim kurulu:
Genelsekreter'e bağlı çalışma grupları:
-
Ekonomi: Bilal Edis
-
Kültür: Faruk Kanşat
-
Gençlik: Ersin Göztaş
-
Medya: Ergün Dağ
Kafkas Dernekleri Federasyonunun 3. olagan genel kurulu

Yoğun katılımın gözlemlendiği genel kurulda oluşturulan yönetim, Federasyonumuz tarafından da çok olumlu bir şekilde karşılanmıştır. Bir önceki çalışma döneminde olduğu gibi, birleşik hedeflere ulaşmada omuz omuza yürümekteki arzu ve temennilerimiz kendilerinede iletilmiştir.
A.Ç.K.D.Federasyonu Yönetim Kurulu olarak Sayin Cihan Candemir Genel Başkanlığında tüm yönetim Kurulunu tebrik eder çalışmalarında başarılar dileriz.
21 MAYIS 1864
ÇERKESLERİN ANA VATANDAN GÖÇ ETTİRİLİSİNİ ANMA TÖRENİ

Tarih: 25 Mayıs 2008
Yer:Maßmannstraße 10
Program:
- Açılış Konuşması:Dernek Başkanı Hüsnü Göztaş
- Saygı Durusu
- Ölenler için dua
- Sunuş:Zaur Gduacdcha
- Film gösterisi
- Yemek
Programın akışı
Münih Kuzey Kafkas Çerkes Kültür Derneği 21 Mayıs Büyük Çerkes Göçü Anma Günü nedeniyle 25 Mayıs 2008 Pazar günü Dernek binasında saat 14.00 da başlayan bir etkinlik düzenlemiştir.
Anma Gününe katılım ve ilginin büyük olması tarihimize olan ilginin gösterğesi olarak kabul edilmelidir. Açılış konuşması dernek başkanı Hüsnü Göztaş tarafından yapılmıştır. Göç sırasında ve sürgünde ölenlerin anısına yapılan saygı duruşundan sonra hayatlarını kaybedenlerin ruhlarına okunan dualarla programa devam edilmiştir. Göç hakkında ve göç sonrası iskan konusunda bilgi verilmiştir.
Kafkasya´dan gelen hemsehrimiz Zaur Gduacdcha tarafından Kafkas tarihi hakkında katılımcılar bilgilendirilmiştir. Konuşmanın sonrasında Adige Cumhuriyeti ile ilgili film gösterisi yapılmıştır.
Münih Kuzey Kafkas Çerkes Kültür Derneği bu yıl göç sırasında yolda ve sürgünde vatanlarından uzak ölenlerin ruhuna gitmesi niyetiyle kurban kestirmiştir. Toplantının sonunda bu kesilen kurban etiyle katılımcılara yemek sunulmuştur.
Münih Kuzey Kafkas Çerkes Kültür Derneği