Harz Turkce
 

Harz 30 Mayıs - 1 Haziran

21 Mayıs sürgünü anma etkinliklerini Köln, Hamburg, Bremen, Berlin ve Münih kent derneklerinde gerçekleştiren federasyonumuz 30 Mayıs - 1 Haziran 2009 Tarihlerinde Harz’da tüm üye derneklerin katılımı ile önemli bir etkinlik daha gerçekleştirdi.



Tüm dernek ve üyelerinin çağrılı olduğu bu etkinliğin amaçlarından biri, Avrupa’daki Çerkesleri bir araya getirmek, tanışmayanların tanışmalarını, tanışanların hasret gidermelerini sağlamaktı. Bir diğer daha önemli amacı ise üyelerimiz ile federasyonumuzun üyesi bulunduğu DÇB yöneticilerini buluşturmak, sorunlarımızın sıcak bir ortamda tartışılmasını sağlamaktı. Avrupa’nın farklı yörelerinden, yüzlerce kilometre yollar aşarak etkinliklere katılan büyük küçük hemen herkesin yüzlerindeki aydınlığı, gözlerindeki ışıltıyı, amacın gerçekleştiğinin kanıtları olarak değerlendirmenin yanlış olmayacağı kanısındayız.
Konuşma hazırlayan kimi arkadaşlarımızın önceliği konuklara vermesi, konuşmaların derinlik ve süreleri yerindeydi. Bu yerindelik yaşları ve ilgi alanları farklı olan dinleyicilerin konulara ilgilerinin sürekliliğini sağladı. 
Otuz Mayıs’ta öğle sularında konaklama alanına gelindi. Konaklama alanının kente uzak oluşu, çevresinin anavatan ormanlarını anımsatışı ayrı bir güzellikti.
Saat on yedide açılan ilk oturumda, genç sunucumuz Ahmet Edis’in çağrısı ile, ilk kez DÇB’nin, 1998 yılında Krasnodar’da gerçekleştirilen dördüncü genel kurulunda seslendirilip alkışlarla kabul edilen Çerkes Ulusal marşı ayakta dinlendi. Tanıyanları, en verimli dönemlerinde kaybettiğimiz iki değerli sanatçımızı, marşımızın bestecisi Dawır Aslan ve söz yazarı Uıtıj Boris’i özlemle andı.
Avrupa Çerkes Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Sayın Dr. Ehsan Saleh, daha önce anma etkinlikleri gerçekleştirilmiş olmasına karşın, tüm üye dernek temsilcilerinin bir arada olduğu böylesi bir günde şehitlerimizi anmadan geçmenin doğru olmayacağını dile getirerek oturuma katılanları bir dakikalık saygı duruşuna çağırdı….  


Daha sonra Dr. Saleh, Anavatandan gelen konuklarımız  DÇB Genel Başkanı Dzemıhe Qasbulat, Denetleme Kurulu Başkanı Quedzoque Tole, Dil Komisyonu Başkanı Meşfeş́ü Necdet Hatam, Dr. Yedıc Batıray Özbek, İsviçre’den etkinliğimize katılan hepimizin ablası Deguf Sebahat, geçen yıl Nalçik’te ilki düzenlenen Dünya Tıp toplantısının etkin katılımcısı Prof. Dr. Feidi Omar Mahmud’u tanıttı, Federasyonumuz adına konuk  ve katılımcıları sevgi ve saygı ile selamladı.  İlgileri için teşekkürlerini sundu. Konaklama sorunu olmasaydı katılımın daha da yoğun olabileceğini belirtti, konaklama olanağı bulamadıkları halde günübirlik katılanlara da özellikle teşekkür etti.     


Federasyonumuzun kurulduğu ilk günlerden beri ilkeleri doğrultusunda çalışmalar yaptığını, bu ilkelerden ödün vermediğini, ilkelerini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı. Ulusal sorunumuzun gerçek anlamda çözümünün ancak Anavatana dönüş ile mümkün olabileceğinin altını çizdi.
Bu yaklaşım ve anlayışla federasyonumuzun DÇB’nin kuruluşunda rol üstlendiğini, bu amaca yönelik ilk toplantının Hollanda'da gerçekleştirildiğini, Quedzoque Tole’nin de bu günkü
gibi o toplantıya da katıldığını anımsattı.
Etkinliğin başarı ile gerçekleştirilmesi konusunda büyük çaba gösteren Sinan Danış ve Tankut Ander şahsında umudumuz gençleri kutladı.
Daha sonra Qeberdey-Balkar Devlet Üniversitesi tarih bilimleri professörsü ve Dünya Çerkes Birliği Başkanı Sayın Dzemıhe Qasbulat, Çerkeslerin Mıyequape Kültürü ile yakın ilişkisini, i.ö. 3000 yıllarından bu yana, Kuzey Kafkasya'nın hangi bölgelerinde hangi isimlerle var olduklarını, hangi halklarla münasebetleri olduğunu, konumlarının hangi tarihte, hangi devletlerin etkisiyle değişikliğe uğradığını ve günümüze nasıl gelindiğini ayrıntıları ile ve iki saate yakın bir konuşma ile anlattı.
İlgiyle izlenen ve anadilimizle tarih anlatılabileceğinin yetkin bir örneği konuşmasını, ''Tarihi objektif değerlendirmeliyiz, diaspora bu bağlamda daha fazla bilinçlenmeli ki yarınını tayin edebilsin''  diye noktaladı.


Akşam yemeği sonrası ikinci oturumda Prof. Dr. Feide Omar Mahmud’un,
2008 de Nalçık'te gerçekleştirilen I.Tıp toplantısına büyük emeği geçen Dr. Saleh’e teşekkür ederek başladığı sunumu ilgiyle izlendi. Sayın Dr. Omar’ın konuşması doktorlarımızın, devlet üniversitesi yetkililerinin toplantı sırasında çekilmiş fotoğrafları, Naçik panaromaları, kimi kültürel değerlerimizin fotoğraflarının slaytları ile zenginleştirilmişti. 


Sayın Omar böylesi toplantıların diğer meslek gruplarınca da gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gerçekten birbiri ile ilişki içinde olmak, birbirini tanımak, birlikte üretebilmenin de ön koşulu değil miydi?.. İzleyenlerine kısa da olsa anavatan gezisi yaptırmayı başaran sunum, ikinci toplantının bu yıl içinde planlandığı müjdesi ile son buldu..
Dr. Batıray Yedic’în yılların birikimi arşivinden seçilmiş kimi örneklerin slayt gösterisi, sürpriz ancak bir o kadar da toplantıyı zenginleştiren ilginç bir sunumdu.
Dinlenir, eğlenirken bilgilenmek, donanmak böylesi bir araya gelişlerin olmaz ise olmaz özelliği değil miydi? Baba oğul Psıblene Faruk ve Murat’ın da aralarında bulunduğu ayrıca gençlerin ağırlıkta olduğu Çerkesler dinlenmekte zorlanır mıydı?.. Psıblane’lerin müzik dinletileri ve devamındaki cegu sadece gençlerin değil, daha olgun yaşta olanların da kurtlarını dökmelerine vesile oldu. 




İkinci günkü ilk oturum DÇB Denetleme Kurulu Başkanı ve Nalçık Üniversitesi Yurtdışı
Öğrenciler sorumlusu Quedzoque Tole’nin konuşması ile başladı. Sayın Tole DÇB’nin tüm genel kurullarına katılmakla kalmamış, örgütün kuruluş çalışmalarına da katılmıştı. 


Sürgünün 125. yılında Ankara’da gerçekleştirilen etkinliklerin bilinçlenmemizde bir kavşak olduğunu, DÇB’nin Mayıs 1991 de Nalçik’de kurulması kararının Hollanda toplantısında alındığını anımsattı. Her geçen gün önemi daha bir anlaşılan DÇB’nin,  üstlendiği misyonu kimselere bırakmadığını, bırakmayacağını vurguladı. DÇB’nin her çalışmayı bire bir gerçekleştiren değil bu çalışmaları devlet yapılarımızın üstlenmesini sağlayan bir yöntemi benimsemiş olduğunu, bu konuda küçümsenemeyecek başarıları olduğunu, yaz aylarında tüm diaspora ülkelerinden çocukların anavatanda dinlendirilmesinin böylesi başarılardan biri olduğunun altını çizdi.
DÇB’nin bir çalışması olarak başlayan ve yıllardır süren bu uygulamanın artık bir devlet programı olduğunu, bu yaz sadece Türkiye ve Ürdün’den gençlerin ağırlanabileceğini ayrıntıları ile anlattı. Diğer ülkelerdeki derneklerimizin bu arada federasyonumuzun gelecek yıllar için şimdiden hazırlıklara başlaması gerektiği uyarısında bulundu.
Alkışlarla federasyonumuza DÇB tarihçesi ve önemli çalışmalarını içeren 42 DVD bizler için gerçek bir armağan oldu. Bizlere de tüm üye derneklere ayrıca dileyen her üyemize ulaştırılması sorumluluğunu yükledi.
İkinci günün ikinci konuşmacısı Hatko Zuriyet de konusunun uzmanı idi. 


Çerkeslerin etnik kültürü konusunda eğitim almış ve Adıgey Ulusal müzesinde yıllarca çalışmıştı. Çerkes sosyal yaşamını anlatan slaytlarla desteklenmiş konuşması ilgi ile izlendi. Tüm yönetici ve izleyiciler, konuşma konularının önümüzdeki günlerde başka etkinlikler çerçevesinde mutlaka değerlendirilmesi gerektiği görüşünde birleşti.
Bu oturumun son konuşmacısı Dr Meşfeş́ü Necdet Hatam iki konu üzerinde durdu, DÇB’nin bu konulara yaklaşımını açıkladı.
Önce dilin herkeslerce bilinen önemini yeniden anımsattı, farklı diyalektlerle konuşanların birbirini daha kolay anlar hale gelmeleri için düşünülen ve yapılan çalışmaları anlattı. İlk aşamanın, iki yazın dilindeki aynı seslerin aynı harflerle gösterilmesi olduğunu, bunun için alfabe çalışmaları bulunduğunu, Adıghey’de Psalhe Qeberdey’de Psıne adlı dergilerin her iki yazın dilinde çıktığının altını çizdi. Konuşmayı sıkıcı yapabilecek bilimsel ayrıntılara girmemesi, dilimizin güzelliğinin zenginliğinin göstergesi şiir örnekleri vermesi yerindeydi. Yıllarca önce Diasporada yaşamış, halkı için yaşamış üretmiş Seyın Tıme’den verdiği örnekler, diasporada sadece dilin değil anavatan değerlendirmesinin de gerilediğinin üzücü kanıtı idi: wızışışım kkui xehaj/ Wilhepqıme afelaj/ Wımılajew sıd bğuetın/ Çıle pçeuım wıuıtın. Dön kendinden olana karış/ Halkların için çalış/ Çalışmazsan ne bulursun/ El kapısında durursun.
İkibin sekiz ekiminde, Rusya Federasyonu’nun katkıları ile Ürdün'de gerçekleştirilen Diasporadaki Adıghelerin dilini kültürünü koruyup geliştirmeyi konu edinen Dil Kurultayının da önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Dünyanın her tarafından izlenebilen Nart Televizyonunun büyük önemi olduğunu, Cumhuriyetlerimiz Televizyonlarının uydu yayına geçmesi ile ortak dile gitmede büyük adımlar atılabileceğini, uydu yayının her sorunumuzun çözümünde çok önemli bir yeri olduğunu vurguladı.
Anavatanın Diasporadakilere çağrısı diyebileceğimiz bir şiir ile ikinci konusu Dönüşe
giriş yapan Dr. Hatam’ın bu konuda söyledikleri yazılarını okuyanlar için yeni olmamakla birlikte önemliydi. Uluslaşmanın ancak dönüşle mümkün olabileceğini, dönüş dışında halkımızın var olma şansı bulunmadığını bir kez daha vurguladı. Halkımızın sürgünden bu yana en şanslı dönemi yaşadığını, tarihi fırsat ve olanakların kaçırılmaması gerektiğini,
çağımızın teknolojik gelişmelerinden olabildiğince yararlanmak gerektiğinin altını çizdi.
Dinlenmeye, daha yakından tanışmaya ayrılan öğle sonrasında konuklar ayrıca sorusu olanların sorularını yanıtladı. Bu da üzerinde durulan konuların daha iyi anlaşılmasını sağladı.
Akşam yemeği sonrası son oturumun ilk konuşmacısı Tamzok Omar Faruk, Dr. Gardin Jakob'ın makalesini, Adıge Psalhe'de yayımlanan çevirisi temelinde yorumladı, önemini vurguladı, izleyicilerin ilgisine sundu.
Son konuşmacı Bilal Edis genç arkadaşların uzun süreden beri üzerinde çalıştıkları ''Circassian Network '' adını verdikleri projeyi profosyonelce sundu. İnsanlarımız arasında sıkı bir iletişim ağı oluşturmak, çağın sunduğu olanaklardan olabildiğince ve daha çok sayıda insanımızın yararlanmasını sağlamak olarak algıladığımız projeyi gençlerimizin önceki kuşaklara göre ufuklarını genişletebileceklerinin göstergesi olarak değerlendirdik. Süreç içerisinde bu güzel oluşumun kurumlarımız ve anavatan ile ilişkileri de pekiştireceği umudu ile sevindik.
Kapanış konuşmasında Sayın Dr. Ehsan Saleh  konuklar, katılımcılar ve organizatörlere bir kez daha teşekkür etti, daha sık aralar ve daha kalabalık olarak buluşabilme umut ve dileklerini, yönetim olarak bu çaba içinde olacaklarını dile getirdi.  
Akşamın son programı herkeslerin gözünde profosyonelliğini kanıtladığına inandığımız ''GUIĞE'' müzik gurubumuzun dinletisine ayrılmıştı. Gerçekten de Guığe, kendisine ayrılan sürenin hakkını verdi. Kıyafetleri ile ezgileri ile, grubun yönetmeni Jençete Aykut’un hep yerinde açıklamaları esprileri ile hem göz hem de kulak doldurdu. Tüm dinleyenleri kendine tutsak etti. “Ağlayan kafe”si ile hüzne boğduğu dinleyicilere, “Qeçakkuew sıqekkua” ile    neşeyi, düğünü mutluluğu yaşattı. Sözcüğün tam anlamı ile her birimizi büyüledi.
Keman, Şıc'epşıne, Akordion, Org, Mızıka ve Pheççıç sesleri  Harz Dağlarında yankılandı, Harz ormanlarına sindi…
Müziği ile sözü ile ''Ağlatan Kafe''nin sahibi Psıblene Faruk Kanşat’ın da Guığe!ye katkıda bulunması bizler için ayrı bir şans ayrı bir mutluluktu.
Teşekkürler Psıblene Faruk, Teşekkürler Jençete Aykut, Teşekkürler Psıblene Murat, Teşekkürler Jençete Sikuaku, Jençete Adıyıf, Jençete Janet, Jençete Jançat…
Bizleri mutlu ettiniz mutluluk bulasınız…
Teşekkürler tüm bu güzellikleri video çekimini yaparak kalıcı kılan Ertan Doğtaş, ve fotoğrafları çeken genç arkadaşlarımız…
Ertesi gün ayrılma zamanı idi artık… Her zaman olduğu gibi çok kolay bir araya gelemeyen Çerkesler çok zor ayrıldık birbirimizden. 
Daha sık bir araya geleceğimiz umudu ile…

Avrupa Çerkes Kültür Dernekleri Federasyonu

 
  24193 Besucher